Doku

Anne karnında ilk gelişen duyumuzu hiç merak ettiniz mi? Rahimde gelişen ilk duyumuz dokunmadır. Beynimizdeki duyusal haritada; ellerimiz ve parmak uçlarımız, vücudumuzun geri kalanına kıyasla devasa bir yer kaplar. Yani bir bakıma, dünyayı ellerimizle tanımaya programlıyız. Çok basit gibi gözükebilir fakat dokunduğumuz her bir doku, beynimiz için bilişsel bir besin gibi. Bunlara değinmişken Midas’ı anmadan geçmek olmaz.

Kral Midas, Dionysos’un yardıma muhtaç bir yoldaşını, sarayında iyi ağırladığı için Dionysos, Midas’ın bir dileğini gerçekleştireceğini söyler. Bunun üzerine Midas, Tanrı’dan dokunduğu her şeyin altın olmasını ister. Dileği gerçek olur fakat zamanla yaptığı hatayı fark eder. Tuttuğu çiçeklerin hafif ama rahatlatıcı pürüzünü, giydiği kadifenin narinliğini hatta biricik kızına sarıldığında kızının sıcaklığını bile hissedemez. Her şey soğuk, pürüzsüz birer altına dönüşüyordur. Dokunma yetisinden mahrum kalan Midas’ın tonlarca altın ve sonsuz zenginlik artık umrunda olmaz. Dokunup hissedemedikten sonra her şeyi satın alsa nolurdu ki?

Midas Washing at the Source of the Pactolus
Görsel: Midas Washing at the Source of the Pactolus.

Nörobilime geri dönecek olursak, insan embriyosu anne karnındayken; beyin, omurilik ve derimizin en üst tabakası olan epidermis tamamen aynı hücre katmanından köken alır. Metaforik olarak, çamura sadece elimizle veya derimizle değil aynı zamanda zihinimizle dokunuyoruz. Dokunma konusuna girmişken Michelangelo’nun, “Adem’in Yaratılışı” tablosuna da değinelim.

Adem'in Yaratılışı
Görsel: Adem'in Yaratılışı (Michelangelo)

Tanrı’nın ve Adem’in birbirine değmeyen o işaret parmakları… Bir gün yolunuz Vatikan’a düşerse Sistina Şapeli’nin tavanındaki o muazzam freske uzun uzun bakın. Fotoğraf çekmek yasak olduğundan belki minik ayrıntıları görmek zor olabilir. Fakat genel hatlarıyla inceleyecek olursanız Tanrı’nın Adem’e o dokunuşla bir aktarım yaptığını, insanı topraktan ayıran o ilahi kıvılcımı verdiğini görürsünüz. O dokunuşun Adem’i insan yaptığını ve detaylarıyla incelerseniz Adem’e bilinç, zeka, yaratıcılık, akıl gibi insanı insan yapan değerleri aktardığını resimden okuyabilirsiniz. Eser hakkında sayfalarca yazabilirim ama burada odaklanacağımız nokta: dokunmanın aynı zamanda bir aktarım olduğu.

İşi, seramiğe ve yaptığımız sanata bağlamak gerekirse: çamura dokunduğunuzda ona verdiklerinizin yanında o da boş durmaz. Ne verdiğiniz ve ne aldığınız tamamen size kalmış. Çamurla oluşturduğunuz objenin dokusal çalışmasında, siz çamura parmak izinizi bırakacaksanız; çamur da yeni formuyla size eşlik eder.

Seramik Doku Çalışması

- kız

%100 İnsan Tarafından Yazılmıştır